Açılımı “Human Immunodeficiency Virus” olan bu virüs belki de adını en çok duyduğumuz virüs olsa da maalesef hakkında çokça yanlış bilgi bulunan ve farkındalığın az olduğu bir konu. Bu yazımızda HIV’i nöropsikoloji perspektifinden konuşacağız!
HIV Nedir?
HIV, insan vücudunda bağışıklık sistemine saldıran tehlikeli bir virüs. HIV, normalde hastalıklarla savaşmamıza yardımcı olan beyaz kan hücrelerine saldırıyor ve bizi en ufak bir hastalığa karşı bile savunmasız hale getirebiliyor. Eğer tedavi edilmezse AIDS adı verilen edinilmiş bağışıklık yetersizliğine sebebiyet verebiliyor.
HIV, vücut sıvılarıyla temas yoluyla bulaşan bir virüs ve maalesef virüsü tamamen vücuttan atan bir tedavi bulunmuyor. Buna karşılık viral yükü azaltan ve böylelikle hayat kalitesini arttıran etkili tedavi yöntemleri mevcut. Bu tedavi yöntemleri ile bir kişinin viral yükü standart bir laboratuvar tarafından tespit edilemeyecek kadar düşürülebiliyor. Bu da uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmelerine yardımcı oluyor.
19.yüzyılda HIV özellikle genç yetişkinler arasında en yüksek oranlı ölüm sebeplerinden birisiydi. Fakat şanslıyız ki günümüzde çok daha etkili tedavi yöntemleri mevcut.
HIV hakkında daha fazla bilgi ve destek almak isterseniz Pozitif Dayanışma platformunu incelemenizi ve iletişime geçmenizi şiddetle tavsiye ederim!
HIV Beyni Nasıl Etkiliyor?
HIV virüsü genel olarak bağışıklığı hedef alan ve aşırı kilo kaybı, kas ağrıları, ateş, ağız yaraları ve boğaz ağrısı, gece terlemeleri gibi semptomlara sebep olan bir virüs. Buna karşılık daha az konuşulan bir gerçek var ki, HIV aslında beyin sağlığı için de ciddi bir tehdit.
HIV beyinde “nöroinflamasyon” dediğimiz bir sürece yol açabiliyor. Nöroinflamasyon, beynin doğuştan gelen bağışıklık sisteminin tetiklenmesi ile oluşan bir süreç. Nöroinflamasyon günümüzde sinir sisteminin etkilendiği birçok hastalığın sebeplerinden biri olarak görülüyor ve bu sebeple beyin sağlığı uzmanları olarak hiç olmasını istemediğimiz bir süreç.
Peki nöroinflamasyon nasıl oluşuyor? Beynimizde “kan beyin bariyeri” adını verdiğimiz özel bir sistem var. Bu bariyer beyin hücrelerimizi nörotoksinlerden koruyan bir filtre sistemi aslında. Beynimize neyin girip neyin giremeyeceğine karar veren bir kapı görevlisi. Kan beyin bariyeri yararlı maddelere geçiş sağlarken, zararlı maddeleri ise kapıdan kovuyor. HIV virüsü maalesef bu kan beyin bariyerini hedef alarak bu filtre sisteminin bozulmasına sebebiyet verebiliyor ve zararlı maddelerin beyne geçişini kolaylaştırıyor. İşte bu da nöroinflamasyon dediğimiz sürece yol açıyor.
Beyinde Zarar Gören Yapılar
HIV virüsünün beyinde en çok zarar verdiği yapı “basal ganglia” olarak biliniyor. Ve tabii ki basal ganglianın diğer frontal bölgeler ile olan bağlantıları da virüsten zarar görüyor. Basal ganglia’nın görevini hatırlayalım, motor fonksiyonlarımızda yani vücut hareketlerimizi gerçekleştirmemizde etkili bir bölgeydi. Tabii ki sadece bu değil, öğrenme, karar verme ve ödül mekanizmaları konusunda da bu bölgenin birtakım görevleri mevcut.
Basal ganglia subkortikal bir yapı ve HIV’in de yakın zamana kadar yalnızca subkortikal yapıları hedef aldığı düşünülüyordu. Günümüzde yeni teoriler kortikal yapıları da etkilediğini bizlere gösteriyor. Yalnızca basal ganglianın değil birçok başka yapının da HIV virüsünden etkilendiğini artık biliyoruz. Yani virüsün çok lokal değil, global bir etkisi mevcut.
HIV ile İlişkilendirilen Nörokognitif Hastalıklar (HAND)
HAND adı verilen şemsiye terim günümüzde HIV virüsünün sebebiyet verdiği bilişsel ve motor bozuklukları ele alıyor. Eskiden AIDS Demans kompleksi ya da HIV demansı gibi isimleri de varmış fakat biz güncel literatürü dikkate alıp bu yazıda bu sendromu HAND olarak isimlendireceğiz.
HAND semptomları dikkat ve konsantrasyon bozuklukları, unutkanlık, kas ve hareket problemleri, motivasyon kaybı ve depresif duygudurum olarak özetlenebilir.
HAND Çeşitleri
- Asemptomatik Nörobilişsel Bozukluk (ANI): Bu hafif HAND formunda kişiler nöropsikolojik testlerde bozuk performansa sahip olabilirler ancak günlük hayat işlevsellikleri ve bağımsızlıkları etkilenmemiştir.
- Hafif Nörobilişsel Bozukluk (MND): Bu HAND formunda objektif testlerin yanı sıra kişinin günlük işlevleri hafif düzeyde etkilenmiştir.
- HIV ile İlişkili Demans (HAD): En ciddi HAND formudur ve kişinin yaşam kalitesi ciddi anlamda etkilenmiştir.
Neyseki HAND’in hiçbir formu ilerleyici olmak zorunda değildir fakat ne yazık ki HIV virüsü taşıyan kişilerin yaklaşık %30-40’lık bir kısmında HAND mevcuttur. Bunların büyük bir çoğunluğu daha hafif formları deneyimlemektedir. Şanslıyız ki günümüzde HIV için kullanılan etkili tedavi yöntemleri daha ciddi HAND formları geliştirmeyi de engellemektedir.
HIV sahibi daha yaşlı kişiler HAND geliştirmeye daha yatkın olmaktadır, yani yaş bir risk faktörü. Buna ek olarak beyin sağlığını olumsuz etkileyen her şey HIV’li kişilerin HAND geliştirmesi için bir risk faktörü olabilir. Kötü beslenme, fiziksel ve zihinsel olarak aktif olmama, diyabet ve kardiyovasküler hastalıkların varlığı bu risk faktörlerine örnek olarak sayılabilir.
Peki Ne Yapmalı?
Öncelikle HIV konusunda uygun ve etkili tedavi yöntemlerini doktorunuzdan öğrenmek ve ilaçların ve tedavilerin düzenli şekilde uygulanması HAND gelişmemesi ya da minimum semptom ile atlatmak konusundaki en önemli nokta. Unutmamalıyız ki HAND semptomlarını en az deneyimleyen kişiler, doğru tedavi yöntemleri ile HIV virüsünü tespit edilemeyecek düzeye kadar indirebilmiş kişiler.
Bunun dışında beyin sağlığını da tehdit eden kalp ve damar hastalıkları ya da diyabet gibi diğer medikal durumlar da varsa bunların da tedavisi konusunda hiç beklemeden bir doktora başvurulmalı ve bu risk faktörleri de mümkün olduğunca kontrol altında tutulmalıdır.
Eğer HIV ile yaşıyorsanız beyin sağlığını korumak için attığınız her adım hayat kalitenizi yükseltmek için önemli olacaktır. Doymuş yağ ve rafine şeker tüketmemek, sağlıklı beslenmek, fiziksel aktiviteye önem vermek, zihinsel aktiviteleri sürdürmek ve beyni aktif tutmak, düzenli ve hijyenik bir uyku hem genel fiziksel sağlığı korumak hem de HAND’den korunmak için yapmanız gerekenler olarak sıralanabilir.
Farklı nörokognitif semptomlar ile karşılaşırsanız HIV durumunu da belirterek bir nörolog hekimin görüşüne başvurmak oldukça önemlidir.
Kaynak ve referanslar yazı içerisinde linklenmiştir.

