Bir zamanlar üç saatlik filmler, uzun uzun Youtube videoları izleyebiliyorduk, hatırlıyor musunuz? Şimdi Instagram videonuz 1,30 dakikayı asla geçmemeli diyor, TikTok ise ondan da hızlı! Ve bu platformlarda içerik üreten biri olarak gerçekten de 30 saniyeyi geçen videoların izlenmediğini, ya da ilk on saniyeden sonra kaydırılıp geçildiğini çok net söyleyebilirim.
Ne oldu üç saat film izleyebilen, sıkılmaya tahammülü olan insanlara? Dikkat süremiz gerçekten de bu kadar kısaldı mı? Eğer öyleyse bununla nasıl baş edeceğiz, ya da baş etmemiz gerekir mi? Bunlar hakkında biraz okudum, araştırdım ve sizlere anlatmaya geldim!
Tabii ironik olarak bunu 30 saniyelik bir video ile değil, uzun bir blog yazısı ile anlatacağım için, ben anlatırım ama siz okur musunuz orasını bilemiyorum… Neyse, hadi başlayalım.
Geçtiğimiz haftalarda bir youtuber röportajı izlerken şöyle bir cümlesine tanık oldum: “Eskiden videoları herkese merhabalar diyerek açıyordum, artık merhaba demiyor direkt videonun konusuna giriyorum, çünkü insanlar artık bunu istiyor.”
Yani video başındaki “herkese merhabalar” cümlesine bile tahammülümüz yok, izlediğimiz şey derhal sadede gelsin istiyoruz! Öğrenciler ödevlerine odaklanamıyor, kimse artık kitap okumuyor, Netflix içerikleri her geçen gün daha da kısalıyor. Tüm bunları sadece gözlemleyerek bile dikkat süremizin kısaldığı sonucuna varmak mümkün. Ama tabii ki biz yine de bilimsel bulgulara dönelim ve neler oluyormuş araştırmalardan öğrenelim.
TikTok’ta hızlı hızlı kaydırarak video izlerken beynimizde neler oluyor?
Öncelikle TikTok, ve diğer tüm sosyal medya platformları, sürekli olarak bizden veri topladığı için neyi sevdiğimizi, neyi izlemekten hoşlandığımızı ve nelerden hoşlanmadığımızı iyi biliyor. Böylelikle karşımıza sürekli olarak seveceğimiz şeyleri çıkarıyor ve biz de hızlı hızlı kaydırırken ödül mekanizmanızı devamlı olarak uyarmış oluyoruz. Üstelik karşımıza ne çıkacağını da bilmediğimizden, merak ile sürekli kaydırmaya devam ediyoruz.
Bu süreçte beynimiz “dopamin” adı verilen ve motivasyon, ödül ve keyif ile ilişkilendirilen bir nörotransmitter salgılıyor. Dopamin keyif aldığımız ve ödül mekanizmamızı tetikleyen bir davranış gerçekleştiğinde salgılanıyor ve bu da o davranışı sürekli olarak tekrarlamamıza sebebiyet veriyor. Fakat bir süre sonra dopamine tolerans geliştirebiliyoruz. Yani başlangıçta belki 10 dakika TikTok’ta vakit geçirmek keyif verirken, zamanla aynı dopamin etkisini almak için daha uzun süre izleme ihtiyacı hissedebiliyoruz ve önceden keyif veren içerikler artık bizi tatmin etmez hale geliyor. Bu da günümüzün önemli bir kısmını bu kısa içerikleri tüketmeye ayırmamıza sebep olabiliyor maalesef.
Sürekli olarak bu ödül döngüsünü tekrar ettiğimizde beynimiz kısa içeriklerden aldığımız ödülleri aramaya koşullanıyor. Bu durum uzun içeriklerden eski keyfi alamamamıza ve uzun içerik tüketecek kadar dikkatimizi sürdüremememize sebep oluyor. Yani, sürekli daha kısa sürede, hızlı şekilde keyif veren içeriklere yöneliyoruz. Dışarıda böyle hızlı bir şekilde ödül mekanizmamızı tetikleyip dopamin hiti yaşatan -ve korkutucu sonuçları olmayan- kaynaklar maalesef mevcut olmadığından TikTok ve onun gibi kısa içerikler bulunan platformları aşırı tüketir hale gelebiliyoruz.
Öğrenmeyi boşver, kaydırmak daha iyi!
Dopamin genellikle keyif ve haz ile ilişkilendirilse de aslında davranışlarımızı şekillendiren ve öğrenmemizi destekleyen aktivitelerde de devreye giriyor. Yeni bir şey öğrendiğimizde veya merak ettiğimiz bir şeyi keşfettiğimizde de dopamin salgılanıyor yani. Fakat TikTok’un sağladığı dopamin öğrenmeyi destekleyen süreçlerdense anlık ödül sistemini besleyen bir noktada. Beynimizi buna alıştırdığımızdan dolayı, düşük bilişsel çaba gerektiren, anlık tatminler sağlayan içerikleri öğrenme süreçlerini geliştiren içeriklere tercih ediyoruz aslında. Yani, çaba gerektiren bir öğrenme bize çekici hale gelmemeye başlıyor, öğrenme motivasyonumuz düşüyor. Uzun bir blog yazısı okumak bana bir şeyler öğretebilir ama kime ne onun yerine ekran kaydırarak bir saniyede bir sürü haz veren içerik tüketebilirim!
Devamlı olarak anlık ödülleri tercih ettiğimizde dikkat süremiz kısalıyor ve daha sabırsız ve dürtüsel hale geliyoruz. Bir şey bize hemen tatmin sağlamıyorsa, o şey için çaba sarf etmiyor ya da bekleyemiyoruz. Marshmellow deneyini hatırlıyor musunuz? Biraz hatırlatayım: Çocuklara şimdi bir şekerleme almaları ve bekleyip daha fazla şekerleme almaları arasında bir seçim yaptırıyor araştırmacılar. Bazı çocuklar bekleyemedikleri için bir şekerleme olsun ama şimdi olsun diyor, bazıları ise daha fazla şekerleme beklemeye değer diye düşünüyordu. İşte TikTok beyni kavramı, günümüz dünyasında hepimizin beyninin artık tek şekerlemeyi seçeceğini varsayıyor. Çünkü beklemeye tahammülümüz kalmadı ve ödülü hızlı elde etmeye fazlaca alıştık.
Ne yapalım, hiç TikTok kullanmayalım mı?
Şimdiye kadar hep beynimizin olumsuz yönde değiştiğinden bahsederek TikTok’u biraz kötüler gibi olduk fakat TikTok bu kadar şeytan olmak zorunda değil. Yani kendim de TikTok’ta düzenli içerik üreten ve tüketen biri olarak sizlere “TikTok kullanmayın” gibi bir öneride bulunmam ne samimi olur ne de gerçekçi. Bence yapılabilecek en güzel şeylerden birisi bilinçli bir tüketici olmak. Yani tüm kısa içerikleri hayatımızdan çıkarmak değil ama sürekli olarak kısa içerik tüketmenin beynimize olan etkilerinin farkında olmak önemli.
Bu farkındalığa eriştikten sonra da kendi davranışlarımızı monitör etmek ikinci aşama olmalı. Ben günde ne kadar süre TikTok kullanıyorum? Kaç saat kısa içerik tüketerek geçiriyorum ve bunların içeriği nasıl? Tükettiğim içerikler öğrenme süreçlerimi destekliyor mu yoksa sadece keyif vermekten mi ibaret? Bu arada, her tükettiğiniz içerik faydalı olmak zorunda değil, tabii ki sadece modunuzu yükselten, kafanızı boşaltan ve keyif veren içerikler tükettiğiniz zamanlar da olacaktır. Fakat faydalı hiçbir içerik tüketmiyorsanız işte o zaman bunun bilincinde olmak ve aksiyon almak gerekebilir.
Kendimizi gözlemledikten sonra da aksiyon almak son aşama olacaktır. Beklediğimizden çok daha uzun süreleri TikTok’ta geçirdiğimi keşfetmiş olabiliriz, öyleyse buna belli bir kısıt koymak iyi olabilir. Buna ek olarak uzun içerikleri hayatımıza yavaştan da olsa dahil etmek de dikkat süremizi arttırmamızı destekler. Örneğin geceleri yatağa girdikten sonra en az yarım saat TikTok’ta vakit geçirdiğinizi fark ettiyseniz bunun yerine dikkat sürenizi destekleyen bir uyku rutini koyabilirsiniz. Belki meditasyon yapmak olabilir ya da kitap okumak… Bu aktiviteleri kendi zevkinize ve hayat tarzınıza göre seçip hayatınıza dahil etmeyi deneyebilirsiniz.
Yaşasın nöroplastisite!
Bir klinik nöropsikolog olarak mecburen konuyu aynı yere bağlamak ve bitirmeden beynimizin esnekliğin altını çizmek zorundayım! Çünkü bu esneklik bize umut veriyor ve davranışlarımızı değiştirmemiz için bir motivasyon sağlıyor.
Beynimiz yeni davranış şekillerini öğrenmeye her zaman açık. Yani sonuç olarak, dikkat süremiz nasıl kısaldıysa, aynı şekilde uzayadabilir! Yeter ki davranışlarımızın beynimize olan etkilerinin farkına varalım ve bunları değiştirmeye motivasyonumuz olsun.
Yazıyı buraya kadar sabırla okuduysanız uzun bir içeriği tüketmeye olan motivasyonunuz için teşekkür ederim. Sonraki yazılarda görüşmek üzere!
İleri Okumalar:
- Su et al. (2021). Viewing personalized video clips recommended by TikTok activates default mode network and ventral tegmental area.
- David & Roberts. (2024). TikTok Brain: An Investigation of Short-Form Video Use, Self-Control, and Phubbing
- (2024). Instant Gratification: A Decline in our Attention and a Rise in Digital Disinformation
- (2025). I’m a neuroscientist. here’s the surprising truth about TikTok ‘brain rot’. https://www.sciencefocus.com/comment/tiktok-braintot-psychologist-explains

