Son zamanlarda şunu fark ediyorum: Sosyal medyada bir akım ortaya çıktığında, bu akımın olumlu ya da olumsuz etkileri olabileceğini kabul etsek bile, ona çoğunlukla gri bir alandan bakamıyoruz. Bir trend ya tamamen benimseniyor ya da tamamen reddediliyor. Arada kalmak, sorgulamak ya da kişisel bir mesafe koymak neredeyse mümkün olmuyor.
Bu durum, sosyal medya trendlerine yaklaşımımızda iki temel uç ortaya çıkarıyor: her şeyi olduğu gibi kabul eden “bembeyaz” bakış açısı ve her şeye karşı çıkan “simsiyah” bakış açısı. Oysa insan deneyimi bu kadar keskin çizgilerle ilerlemiyor.
Bembeyaz Bakış Açısı: Trendi Kaçırmama Kaygısı
Bir trend ilk ortaya çıktığında, çoğu zaman şu düşünceyle karşılaşıyoruz: “Herkes bunu yapıyor, ben de yapmalıyım.” Bu bakış açısında, trende katılmak neredeyse bir zorunluluk gibi algılanıyor. Her markanın popüler ürününü denemek, her mevsimsel estetiği hayatımıza dahil etmek, sosyal medyada görünür olmak ve bu görünürlüğü sürdürmek bekleniyor.
Dubai çikolatasını denemek, sonbahar temalı ürünler satın almak, en clean girl estetiğini yakalamaya çalışmak ya da yıl bitmeden vision board yapıp bunu paylaşmak; tüm bunlar bir tercih olmaktan çıkıp bir “yapılması gerekenler listesine” dönüşebiliyor.
Bu yaklaşımın en temel sorunu, bir trende katılamadığımızda ya da katılmak istemediğimizde kendimizi yetersiz, eksik ya da geri kalmış hissetmemize yol açması. Özellikle ergenlik döneminde olan ve sosyal reddedilmeye karşı daha hassas bireylerde bu baskı çok daha yoğun yaşanabiliyor.
Aynı zamanda bu bakış açısı, ulaşılması mümkün olmayan bir mükemmellik algısını besliyor. Her şeye sahip olma isteği, sürekli daha fazlasını tüketme ihtiyacı ve kaçırma korkusu (FOMO), bireylerin hem psikolojik hem de maddi olarak zorlanmasına neden oluyor.
Clean Girl Akımı ve Gerçeklik Arasındaki Uçurum
Clean girl akımı bu duruma iyi bir örnek. Bu akım, hayatın koşulları ne olursa olsun her zaman bakımlı, düzenli, temiz ve kusursuz olmayı idealize ediyor. Sosyal medyada gördüğümüz kısa videolar, bu yaşam tarzını zahmetsiz ve sürekli sürdürülebilir gibi sunuyor.
Ancak bu görüntüler, gerçek hayatın yalnızca küçük ve seçilmiş bir kısmını yansıtıyor. Buna rağmen, bu kısa içerikler üzerinden kendimizi yargılamak ve kendimize karşı sertleşmek oldukça kolaylaşıyor. “Herkes yapabiliyor, ben neden yapamıyorum?” düşüncesi zamanla içselleştiriliyor.
Bu noktada, trendleri sorgulamadan benimsemenin ve tüketmenin bireyler üzerinde zarar verici etkileri ortaya çıkıyor.
Simsiyah Bakış Açısı: Karşı Tepkinin Aşırılığı
Ancak mesele sadece bu değil. Clean girl gibi akımlar eleştirilmeye başlandığında, bu kez de tam tersi bir uç ortaya çıkıyor. “Mükemmel olmak zorunda değiliz” söylemi, başlangıçta oldukça sağlıklı ve gerekli bir eleştiriyken, zamanla bu yaklaşım da radikalleşebiliyor.
Bu bakış açısında, sosyal medyada yapılan ve keyif alınan pek çok şey, yalnızca popüler olduğu için değersizleştiriliyor. Rutinler, bakım alışkanlıkları ya da planlama gibi davranışlar, tamamen anlamsız ya da zararlıymış gibi sunulabiliyor.
Oysa kendine özen göstermek, sınırları korunduğu sürece günlük hayatta destekleyici olabilir. Mesele bu alışkanlıkların varlığı değil, onlara yüklenen mükemmellik ve zorunluluk anlamı.
Messy Girl Akımı ve Yeni Bir Uç Nokta
Clean girl akımına karşı geliştirilen messy girl trendi de bu aşırı karşı tepkinin bir ürünü. Bu akım, düzensizliği, kontrolsüzlüğü ve umursamazlığı özgürlükle eşitleyen bir portre çiziyor. Başlangıçta bu yaklaşım, clean girl’ün sürdürülebilir olabilmesi için ihtiyaç duyulan esnekliği temsil ediyor gibi görünse de, zamanla o da tek boyutlu bir kimliğe dönüşüyor.
Gerçekte ise insanlar ne sürekli düzenli ne de sürekli dağınık. Hayat, bu iki uç arasında gidip gelinen bir süreç.
Gri Alan: Gerçek ve Sürdürülebilir Olan
İnsanlar bazen kendilerine özen gösterir, rutinler oluşturur ve düzenli olur. Bazen de kontrolü bırakır, dinlenir, hata yapar ve dağılır. Bu iki hal de insan deneyiminin doğal parçalarıdır.
Tüketim çılgınlığına kapılmadan bir mevsimi romantize etmek mümkündür. Bir ürün satın almak zorunda olmadan, yalnızca bir anın tadını çıkarmak da yeterli olabilir. Popüler bir şeyi merak edip denemek mümkündür; ancak devam edip etmeme kararını kişisel beğeniye göre vermek de aynı derecede geçerlidir.
Vision board yapmak keyifli bir aktivite olabilir; aynı zamanda plan yapmadan, akışta kalmayı seçmek de tamamen meşrudur. Sabah rutinlerinden ilham almak mümkündür; ama her sabah üretken uyanamamanın da normal olduğunu kabul etmek gerekir.
Sonuç: Gri Alanı Korumak
Mesele trendlere uyup uymamak değil. Mesele, bize neyin iyi geldiğini fark edebilmek ve bunu bilinçli bir şekilde seçebilmektir. Gri alanı kaybettiğimizde, düşünmeden hareket etmeye başlarız. Oysa sorgulayarak ve bilinçli tükettiğimizde, sosyal medya baskı kaynağı olmaktan çıkıp ilham verici bir alan haline gelebilir.

